16 Kasım 2012 Cuma

Yola Çıkış Hikayesi

Yakınlarım biliyor ama yazarak anlatmanın zamanı geldi. Yoksa yakında bu hızla gelişen durumlara yetişemez hale geleceğim...

İçime ne zaman kurt düştü?
ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunuyum. 2,5 yıl Havelsan'da çalıştım, bir yandan da bitirdiğim bölümde master yaptım. Mühendisliği sevdim ama masabaşı hali bana yetmedi. Arayış içerisinde Belçika'ya yönetim masterı yapmaya gittim. Aradığımı, masterın sonunda Güney Afrika'da Artscape'te "ekonomik ve sosyal etki ölçümü" yapmaya gittiğimde buldum. Oradayken karar verdim: hayatımı geçireceğim iş, sosyal etki odaklı bir iş olmalı.

Yaklaşık bir sene boyunca Türkiye'de KSS, kültür-sanat ve STK sektörlerini araştırdım, çeşitli işlere başvurdum. 6 ay sosyal etki çalışmalarına devam etmek için bir araştırma şirketinde çalıştım, ama hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Haziran ayında çok isteyerek başvurduğum bir pozisyona kabul edilmediğimi öğrenince tam anlamıyla yıkıldım. Telefonda Onur'a (erkek arkadaşım) ağlarken, o bana: "Sen 9-5 işi, akşamları ve haftasonu kendi projelerini geliştirmek için de istemiyor musun? Konuş ailenle, istifa et, ne yapmak istiyorsan yap!" dedi. Ertesi gün babamla konuştum, 6 ay maddi-manevi destek istedim, babamsa "6 ayda bir iş olmaz, sana 1 yıl mühlet" dedi. - Evet biliyorum çok şanslıyım ve gururla şansımı sonuna kadar kullanıyorum.

Böylece haziran sonunda istifa ettim...

Yeniden deniz kenarında
Ayşe’yle (Ayşe Gökçe Bor) ODTÜ Sualtı Topluluğu’ndan tanışıyoruz. Bu yaz fikirlerimden birini test ettiğim anket vasıtasıyla tekrar karşılaştık. O zaman öğrendim ki İsveç'te etkileşim tasarımı masterı yapmaktaymış. Türkiye'ye geldiğinde çay içmek için buluştuk. Nerede neler yaptığımızdan bahsederken, Ayşe'nin bu aralar staj yapacak bir yer ve bitirme projesi aradığını öğrendim, gözlerim parladı. Teknolojik sosyal girişimlerden ve onun bu eğitiminin bu işler için ne kadar faydalı olacağından bahsettiğimdeyse onun gözleri parladı. Ben de direk girdim konuya: "Bu akşam boşsan gel götüreyim seni Özyeğin'e!".

Gidiş o gidiş! Murat Tortopoğlu'nun girişimcilikle ilgili anlattıkları Ayşe'nin ilgisini çekti, haftasonu Startup Weekend'e katılmak için ikna oldu. Akşam ayrılmadan tembihledim: “Sen de bir fikir seç, mutlaka sun. Bak bulamayız böyle fırsat!”

Startup Weekend: 54 Saat
Startup Weekend'de, son 1 aydır beraber üzerinde çalıştığımız, Uygar Özesmi'nin good4trust fikrini sundum. Ayşe'nin sunduğu Library of Stuff fikriniyse paylaşımı arttırdığı için çok sevdim. Öte yandan ne iki fikrin de ilk ona kalacağı, ne haftasonu boyunca iki fikri birden geliştireceğimiz, ne de Library of Stuff ile birinci olacağımız aklıma gelirdi.

"Akışına bırak, rahat ol" tavsiyesini kimbilir kaç kez aldım. Ama genelde yaşamadan anlamıyor insan. İşte Startup Weekend her yönüyle böyle bir tecrübeydi benim için. Bu haftasonu anca anladıklarım:
  • Şans, kader, kısmet: Ara sıra akışına bırakıp anın güzelliğini yaşamak lazımmış!
  • İşkoliklik: Okumakla olmuyormuş, iş-aile dengesi için kendi çözümümü üretmem gerekiyormuş.
  • Yemek ve uyku: Eğer yaptığınız iş sizi doyuruyorsa, çok uyumanıza ve çok yemenize gerek yokmuş!
  • Ortaklık: Tükendiğiniz anda gözünüzün içinden bunu anlayıp enerjinizi arttırmanızı sağlayan birinin, sizinle aynı yolda ve yanınızda olması  ne güzel bir hismiş! (Ayşe seni Allah mı gönderdi?)

Global Startup Battle: +24 Saat

Ayşe’yle Startup Weekend'e, hem birbirimizle uyumlu çalışabilecek miyiz, hem de fikirler acaba en kolay ve en risksiz nasıl hayata geçer görmek için katıldık. Bu yüzden ısrarla iki fikri de geliştirdik. Birinci olmak hiç aklımızda yoktu, o yüzden hala şaşkınız. Biz uyumayı planlarken bize "globalde yarışacak videoyu hazırlamak için 24 saatiniz var" dediler. Ve hayatımın şimdiye kadarki en aç, uykusuz ve banyosuz, ancak bir o kadar mutlu mesut hali 54 saatten 54+24’e uzadı. Bu esnada tanıştığım güzel insanların sayısı daha da arttı, Orkun'la ve eşiyle sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi 2 gün geçirdik.

Hazırladığımız video ile haftaya Global Startup Battle’da yarışacağız. En çok oy alan 15 fikri jüri değerlendirip birinciyi seçecekmiş. Kazanmanın hala bir önemi yok, ama insanların fikri ne kadar seveceğini görmeyi merakla bekliyorum.

Mutluluk
Çıktığım bu yolda inanılmaz güzel insanlarla tanıştım, tanışmaya devam ediyorum. Daha 6 ay önce Türkiye'de istediğim işleri yapan kimse yok mu diye mızmızlanıyordum, şu anda bir sürü sevdiğim iş arasından seçim yapmak zorundayım. Çok ama çok mutluyum!

Startup Weekend gibi iş fikirlerinin geliştirilmesine yardımcı olan etkili araçları ücretsiz olarak sağlayan
Özyeğin Üniversitesi’ne ve Girişim Fabrikası’na tekrar çok teşekkür ederim. Keşke diğer üniversitelerimizin de böyle vizyonları olsa, girişerek az zamanda çok işler yapmaya devam etsek...

3 yorum:

Aysu Erdoğdu says:
at: 21 Kasım 2012 01:14 dedi ki...

Hikayeyi bir de Ayşe'nin ağzından dinlemek isteyenler için:
http://agacevdebirperi.blogspot.com/2012/11/neler-oluyor-hayatta.html

özlem gülden kılıç says:
at: 23 Aralık 2015 14:57 dedi ki...

Oradan oraya gezinirken hiç bilmediğim bir hayatın içinde buldum kendimi :)
Başarılarınızın devamını dilerim :)

Aysu Erdoğdu says:
at: 23 Aralık 2015 15:53 dedi ki...

Teşekkürler! Güzel gidiyor, o zamandan bu yana hayat. Takip etmek isterseniz buradayız: http://esyakutuphanesi.com/